HİMALAYALARIN BÜYÜLÜ ÜLKESİ NEPAL

Her sevda başlangıçtır bir yenisine ve yeniler isyan eder diğeri bitmeden.Biz isteyelim istemeyelim bu böyle sürüp gider.benim sevdamsa yollarda ve adı bilinmeyen uzaklarda gizliydi.Ve yenisine kavuşma isteğiyle sınırları aşıp Himalayalar ülkesi Nepal'e *Namaste dedim.*merhaba.Dünyayı değiştirmeyi düşleyen çiçek çocukların büyülü renkleriyle dört ülkesinden biriydi Nepal. Fas'ın Marakeş, Afganistan'ın Kabil, Türkiye'nin İstanbul'u ve Nepal'in Katmandu'su renklerin, kültürlerin, gizemin ve çiçek çocukların buluştuğu başkentlerdi. İşte Nepal işte Katmandu işte namaste ülkesi.

Dünyanın en yüksek zirvelerinden Everest, Makalu, Annapurna ve nicelerinin sınırları içinde yer aldığı dünyanın çatısı Nepal'de yüksekliği 7000 metrenin üzerinde ikiyüzelli den fazla zirve vardır.Dünyanın en etkileyici sıra dağları olan Himalayalar, Asya kıtasındaki önemli kültür ve ırklar arasında doğal bir sınır olmuştur.Tibet dilleri konuşan buddhacı Moğol ırkları ile çoğunluğu Hindu olan Hint Avrupa dilleri konuşan ırklar bu dağ sıralarıyla birbirlerinden ayrılmışlardır.Yüksek sınırlara rağmen bu toplulukların birbirlerinden etkilenmesi bölgedeki kültür zenginliğinin doğal sonucudur.

Orta Himalayar'da bulunan Nepal, Tibet ile Hindistan arasındaki ticaret yollarının geçtiği bölgede yer alır. Katmandu vadisinde yaşayan Nevarlar 18.yüzyılda Nepalli dağ aşiretlerinin egemenliğine giren bölgenin asıl yerlileridir. Nevarlar kendilerine özgü Tibet-Birmanya dilini konuşurlar, dinleri de buddhacılık Hindu inanışları ve geleneklerinden etkilenmeleri sonucudur. Etkileşmeler sonucu Nepal'de Hint Ari dilleri konuşan topluluklar ile Tibet Birmanya dilleri konuşan topluluklar bir arada yaşarlar. Ülkenin yüksek yaylalarında Tibet topraklarından gelen Bhutlar ve dağlık bölgelerde yaşayan ve Nepal için çok önemli olan dağ turizminde rehberlik yapan Şerpalar, gözüpek savaşçılar olarak bilinen ve günümüzde İngiliz ve Hindistan ordularında paralı askerlik yapan Gurkhalar Nepal'in diğer yerel topluluklarıdır. Halkın büyük çoğunluğu hindudur. Buddhacılık ve az da olsa Müslümanlık topluluklar arasında yaygındır.Nepal kendini dünyanın tek Hindu krallığı olarak tanıtmaktadır.

Nepal'de Hint etkisi çok eski zamanlara dayanır.Buddhacı misyonerlerin MÖ. 3.yüzyılda Ganj deltasından Nepal'e geldikleri sanılmaktadır.13.yüzyılda kuzey Hindiatan toprakları İslam orduları tarafından ele geçirildiği zaman, Hindu prenslerinin çoğu Nepal topraklarına sığınıp, bu bölgelerde kendi prensliklerini kurmuşlardır.Ülkenin güneyinde yer alan ve Hindistan sınırına yakın Terai Bölgesi Himalayalar eteklerindeki bir ova bölgesidir.Halkın büyük bir kısmı tarlalara dönüşmüş bu kesimde yaşar.Bu bölgede yer alan Racapur, Nepalganc ve Biratnagar kentleri yüksek dağlar ile ovalar arasındaki geçiş noktalarında yer alır. Orta Himalayalar daki Gurha ve Pokhara kentleri dağlar arasında kalmış vadilerin ticaret merkezleridir. Patan ve Bhadgaun da önemli kentlerdir.

Ülkenin başkenti Katmandu tuğla evlerden oluşan daracık sokakları ,binbir renkli çarşıları, ince bir işçilikle yapılmış tapınaklarının bulunduğu meydanları ve kültürlerin gizemiyle geleneksel ve modern Nepal yaşamının buluştuğu ülkenin kalbi ve turizm merkezidir. Terai bölgesinde Buddha nın doğum yeri olarak bilinen Lumbini'de MÖ 6.yüzyılda Aşoklar ve Kuşanalar dönemlerine ait kalıntılara rastlanır.Bunlar daha çok buddhacılık ve Hinduluğun nevarlar etkisiyle islamiyetin yayılmasından etkilenmeden gelişimini sürdürdüğü ve Katmandu vadisinde yoğunlaşan tarihsel mirasın kaynağıdır.Katmandu ve çevresinde günümüze kadar ulaşan zenginlikler bölgede yaşamış hanedanlara göre adlandırılan farklı dönemlere aittir.Katmandu'daki Durbar ve Patan meydanları kentin sivil ve dinsel yaşamının yoğunlaştığı merkezlerdir. Mimari olarak simgeciliğin yoğunluk kazandığı Katmandu'da stupa adı verilen dini yapıların dört yüzünde buddhanın gözleri resimlenmiş ve buddha dört ana yöne bakmaktadır. Svayambhunath ve Bodnath'daki stupa tapınaklar bunlara en güzel örneklerdir. Maymunlar Tapınağı olarak de bilinen Svayambhunath Tapınağı Budist Nepalliler için en kutsal yerlerdendir.Kutsal bir tepe üzerinde yer alan bu tapınakta Buddha nın nirvanaya ulaştığına inanılır.Tapınağa ulaşan yol Buddha heykelleriyle süslenmiştir. Bodnath tapınağı da buddha nın lotus çiçeğini andıran gözbebeklerinin tapınak üzerinde en iyi görülebilcek mekanlardan biridir. Diğer buddha ve Brahma tapınaklarında da aynı simgecilik örneklerine rastlamak mümkün.Basamaklı piramitler üzerine inşa edilmiş tapınaklar ve çevresi günün her saati hareketliliğini ve ziyaretçilerini korur. Katmandu yakınlarındaki şiva merkezi Paşupatinat geniş sur duvarlarıyla çevrili tapınaklardan oluşur.

Kutsal Bagmati nehri kıyısında bulunan Bakhtapur daki mimari zenginlik ve ölülerin yakılma törenlerinin düzenlendiği tapınak ve basamak şekilli gatlar Nepal yerlilerinden Nevarlara ait mimari işçilikler sergiler.Ahşap işçiliği öenmlidir tapınaklarda.heykel sanatının etkileride gözlemlenir.Çok renkli ahşap ve bronz heykeller 15.yüzyıldan sonra artmıştır.resim ve kullanılan figurler genellikle el yazmasıdır.Boyanmış kumaşlarla sürdürülen bu rengarenk gelenek tapınak ve çevrelerini süslemektedir.

Hareketlilik gün boyu devam eder tapınaklarda. Nehir kıyısında yükselen dumanlara Saduların sakin bekleyişleri karışır. Yakınların yakılışlarını seyredenlerin acılarına yılan oynatıcısının kavalındaki hüzünlü melodi eklenir. Ansızın bir sadunun etrafına toplananların meraklı bakışları arasında ayinine başlar sadu. Buddha nın Sidartha olduğu dönemindeki yaşama özenen sadular farklı ve renkli yaşamlarıyla tapınak bahçelerinde dikkat çekerler. Hindu kast sisteminde dokunulmazlar sınıfında yer alan sadular binlerce yıldır mistik yaşamlarını günümüze kadar sürdürüyorlar.

Yer yüzünün en eski dinlerinden olan hinduzim öğretilerinin süre geldiği bu coğrafyada sosyal yaşam adeta bu tapınaklar çevresinde yaşanır. Sadularında doğal yaşam alanlarıda bu tapınakların çevreleridir. Kendilerini dinsel öğretilere adamış olan sadular zamanlarını ve hatta yaşamlarının tamamını bir nevi meditasyonla geçirirler. Dünya işleriyle alakaları yoktur. Yaşamları boyunca sahip oldukları hiçbir nesneleri olmamıştır. Toplumda saygınlığı olan sadular diğer sınıflardan insanların bağışlarıyla geçinirler. Onlara verilen yemek ve hediyeler adeta bir ibadet sayılır. Yoğunlukla Nepal ve Hindistan'da yaşayan sadular kesinlikle et yemezler. Vucutlarındaki hiçbir kılı inançları gereği kesmezler. Uzunlukları iki metreyi aşan saduların saçlarına rastlamak mümkündür. Yılların süreci rastalaşan saçlara uzamış sakallar eklenir ve ilginç sadu portreleri oluşur.

Temelinde mutlak varlık Brahma olan Hindu öğretilerini yerine getirmeye çalışan sadular kast sisteminde önemli bir yere sahiptirler. Ruhun bir bedenden ötekine geçtiği inancı olan reenkarnasyon temel inançlarıdır. Genellikle yarı çıplak olan sadular, vücutlarına ve yüzlerine kül sürüp, çeşitli boyalarla figürler çizerler. İnanışlarında ruhları asla ölmez. Acı çeken ruh bedenden bedene geçer. Acıyı sonlandırmanın gerçek olan ve tek yolu nirvanaya ulaşmaktır. Aydınlanmış olan ruh nirvanaya ulaşacaktır. Yüzlerine ve vücutlarına sürdükleri külün anlamı da nirvanaya ulaşacakları yolda ölümü aştıklarının göstergesidir. Çıplaklıkları ise doğum anının ifadesidir.

Hindistan'daki Ganj ve Yamuna nehirleri bu coğrafyadaki saduların buluşma bir nevi hac yerleridir. Yalnızlığı seçen sadular olduğu gibi gruplar halinde yolculuk durumunda olanlarda vardır. Toplu yaşamlarının örnekleri kalabalık yaptıkları ayinlerde ve hac buluşmalarında ortaya çıkar.

Himalayalar eteklerindeki dağ köylerinden, 1953 de E.hilarry ve şerpa Tenzing'in ilk olarak tırmandığı dünyanın en yüksek zirvesi Everest'e, tapınaklar kenti Katmandu'ya, soyu tükenmekte olan hayvan türlerinin yaşadığı doğal parklara, gurkhalardan, saduların yaşamlarına, tapınakların hareketliğinden, kültürlerin buluşmasına Nepal'de yaşam olanca renkliliğiyle devam etmekte. Geçmişin geleceğe umutla baktığı Himalayalar ülkesi Nepal'de yeni renklerle buluşmak için NAMASTE.